Wednesday, February 02, 2005

Medyanın İstanbul'da Toplanmış Olması Sorunu.

Gazeteleriyle, televizyonlarıyla, dergileriyle Türkiye genelinde yayın yapan medya araçlarının neredeyse tamamı İstanbul'da ve Ankara'da toplanmış durumda. Her gün televizyonlarda gazetelerde dergilerde gördüğümüz haberler, yorumlar, ve düşünceler, ya doğrudan ve sadece İstanbul'u ilgilendiriyor, yada ülke genelini ilgilendiren bir olay veya haberin İstanbul'da yaşayan bir insanın gözünden yorumundan ibaret. Daha da kötüsü, İstanbullunun Türkiye'ye bakışı. Türkiye'nin iç ve dış politikasını, kültürünü, zevklerini, dünya görüşünü, geleneklerini, inançlarını, ekonomisini, İstanbul'un ilgi ve isteklerine göre yeniden şekillendirme çabası var ister istemez, bilinçli veya bilinçsiz olarak. Buna karşı yine İstanbul gibi Türkiye'nin diğer illerini kendine benzetmeye çalışan bir Ankara var. Onun da kendi televizyonu (TRT), gazeteleri, dergileri vs. var. İkisi beraber ülke genelinde yapılan yayınların tekelini ellerinde bulunduruyor. Kars'ın Edirne'yle mümkün olmuyor; ikisi de birbirilerini ancak İstanbul'un veya Ankara'nın gözünden görüp tanıyabilir. Dolayısıyla ister istemez ülke genelinde bir gözlem ve bilinç çarpıklığı ortaya çıkıyor. Bütün hayatı Türkiye'de geçen çocuk-genç-insan, yalnızca yaşadığı yeri ve medya aracılığıyla İstanbul ve Ankara'yı tanıyor. 65 yaşında olup, bütün hayatını Türkiye'de geçirip, İstanbul'dan başka hiçbir yeri bilmemek, tanımamak mümkün. Ama buna rağmen Türkiye hakkında yorum yapmaktan kaçınmıyoruz elbette, kaçınmamalıyız da. Ama aynı zamanda Türkiye'nin her bölgesini düşünerek yorum yapmaya çalışmalıyız. Çorum ne der, İzmir ve Konya bu olaya nasıl bakar, Kayseri ve Trabzon'da toplumsal yapı nasıl işlemektedir, Van ve Bursa arasındaki uzaklığı ve iletişimsizliği nasıl giderebiliriz, diye düşünmeliyiz her zaman. Keşke Kayseri'den, Trabzon'dan, Van'dan, Konya'dan, Bursa'dan, Erzurum'dan, Manisa'dan bütün Türkiye'ye yayın yapan televizyonlar ve gazeteler olsa. O şehirleri ve onların gözünden Türkiye'nin sorunlarını ve dokusunu da öğrenebilsek. Bu çeşitlenme gerçekleşinceye kadar, yani İstanbul-Ankara ikilisinin merkeziyetçi bilgi ağına mahkum olduğumuz şu halde, düşüncelerimizin ve yorumlarımızın Türkiye'nin her yöresine hitap edip etmediğini göz önüne almalıyız diye düşünüyorum.

2 Comments:

Anonymous Anonymous said...

Care olarak bu insanlar San Francisco Chronicle okuyarak aydinlanabilirler. Hem kirsal kesim gazetesidir, hem de Turkiye standartlarindaki gazetelerle karsilastirildiginda, metropol gazetesi tadinda nitelikli bir gazetedir.

11:47 PM  
Anonymous Anonymous said...

Aslında Türkiye'nin diğer illeri ve ilçeleri de kendilerine ait medya kuruluşlarına sahipler. Hatta bazı illerde sayıları onları aşan yerel TV'ler, yerel gazeteler mevcut. Bütün bu yayınlar da yerel halk tarafından takip ediliyor. (Eskiden Bursa'dan Olay TV Ankara ve İstanbul'da gösteriliyordu. Şimdi ne oldu bilmiyorum.)

Ancak yerel medya çoğu zaman kendi sınırlarının dışına çıkamıyor. Çünkü diğer illerden ve bölgelerden bu tür yayınları takip etmeye yönelik bir talep yok. Her şey arz talep meselesi. Maalesef İstanbul'da, Ankara'da çok az insan bir Trabzonlu'nun, Gaziantepli'nin, Kayseri'linin olayları nasıl gördüğünü öğrenmek istiyor. Tıpkı bir Amerikalı'nın, Fransız'ın, Alman'ın Türk medyasınında ne söylendiğini takip etmeyi umursamadığı ve Türkleri kendi gazetecilerinin gözünden takip etmeyi tercih ettiği gibi. (Dil kesinlikle bir engel değil; şayet İngilizce yayın yapan çok sayıda Türk medya kuruluşu var. Bunların nerelere ulaşabildiği de malum)
Yani sorun yerel medyanın olmaması değil, buna ilginin olmaması. Yoksa yerel düşünce ve bilgileri öğrenmek isteyen herkes internetten yerel gazetelerin sitelerine ulaşabilir. Ancak sorun yine aynı: bunlara pek talep yok. Maalesef "entellektüel" insanlar bunlara ilgi göstermiyor.

3:39 AM  

Post a Comment

<< Home