Açık Görüş'teki yorumum.
Aslını görmek için http://acikgorus.blogspot.com
Serim bölgesel gerikalmışlığı vurgulamış. Doğu ve Güneydoğu Anadolu ekonomik olarak kalkınamadığı için böyle bir sorun varmış gibi anlatmış. Ekonomik gerikalmışlığın önemli bir etkisi olsa bile, olayın sadece ekonomiye indirgenemeyeceğini düşünüyorum. Orta Anadolu da bir hayli geri kalmış, hatta Kastamonu, Çankırı, Çorum gibi bazı illerimizde fakirlik Doğu ve Güneydoğu Anadolu'dan çok daha fazla ama oralarda böyle bir etnikleştirilmiş sorun yok. Dahası, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun kalkınacağı yok. Bakın dünyanın en kalkınmış ülkelerinden birisi ABD, ama burada bile bütün zenginlik New York-Chicago arasındaki Kuzeydoğu bölgesinde ve Kaliforniya yöresinde yoğunlaşmış. Güney eyaletlerinin (Alabama, Arkansas, vesaire) ve Batı eyaletlerinin (Wyoming, Idaho, vs.) gerikalmışlığı yüzyıllardır devam ediyor ve kalkınacakları da yok. Bunlar hiç bir zaman New York veya Kaliforniya kadar kalkınmış olmayacak hatta aradaki farkı bile kapatamayacak bence. Kapitalizm böyle işte sevseniz de sevmeseniz de öyle. Batı Anadolu'ya yatırım yapan zaten ya oradaki zengin şehirleri beslemek için yada oradan Kapıkule'yi geçip AB'ye ihracat yapmak için yatırım yapıyor. Bu işadamı niye gidip Bingöl'e yatırım yapsın. Bingöl'ün Muş'un vs. kendi iç pazarı yok, Avrupa Birliğine komşu falan da değil, e bi de elverişsiz bir coğrafyası var. Güneydoğu Anadolu belki Suriye-Irak-İran sınır ticaretiyle biraz da olsa kalkınabilir. Nitekim Gaziantep kalkındı. Ama Doğu Anadolu'nun ekseriyeti hiç bir zaman Batı Anadolu'yla aynı ekonomik seviyeyi yakalayamayacak, bunu böyle kabul edip siyaseti belirlemek lazım. Boş umut dağıtmayalım. Bu bölgeler de kalkınır, eğer devlet bizzat gidip yatırım yapmaya başlarsa. Ama AKP başta olmak üzere son 25 yıldır herkes devlet girişimciliğini karsız ve kötü bir siyaset olarak terketmeye karar verdi. KİT'leri sattık, özelleştirme her zaman 1 numaralı öncelik. Bu koşullar altında 'devlet Muş'a fabrika kursun' derseniz size 'komünistler Moskova'ya' derler. Sanırım Serim arkadaşımız da bunu tavsiye etmez. Ama özel sektörle veya devlet teşvikleriyle falan doğunun kalkınması mümkün değil. Belki de başbakan da bunu anladı ki kimlik siyaseti yaparak sorunu çözmeye çalışıyor. Maalesef bunu yaparken kullandığı terimler beni de rahatsız etti. 'Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Gürcü, Boşnak, vs.' diyor. Oysa 'Türk' zaten bir üst kimlik, etnik bir tanım değil. Boşnak da, Çerkez de, Laz da, Gürcü de 'Türk' Eğer 'Türk' olduklarını düşünmeseler kalkıp ta Bosna'da veya Kuzey Kafkasya'dan Türkiye'ye göç etmezlerdi. Başbakan Türk'ü diğer etnik alt kimliklerle aynı seviyeye çekerek yanlış yapmış. Bunların arasında siyasallaşarak Türk kimliğini red seviyesine gelenler zaten sadece Kürt'lerin ufak bir kısmı, yani HADEP-DEHAP çizgisine oy verenler. Şimdilik bu kadar. Serim arkadaşımdan bu ve diğer yorumları da bi noktada posting olarak sayfaya koymasını rica ederim. Comment'leri okumaya üşenenler var internet surferları arasında...

0 Comments:
Post a Comment
<< Home